Hüseyin KUBAT

Hüseyin KUBAT

ŞİRK, MÜŞRİK (ALLAH’A ORTAK KOŞMAK)

29 Aralık 2025 12:42 Boğaziçi Eğitim Derneği 202

"Onlar, “Yahudi veya hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. Sen de şöyle de: “Hayır! Biz, Hanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.” (Bakara 2/135). Yahudiler müslümanlara, “Yahudi olun ki kurtuluşa eresiniz”; hıristiyanlar da “Hıristiyan olun ki kurtuluşa eresiniz” diyorlardı. Yüce Allah, Rasulüne; “Ne Yahudiliğe ne Hıristiyanlığa uyarız; ne de başka bir dini kabul ederiz. Biz, yalnızca Hanîf olan İbrâhim’in dinine, onun dininden olanlara uymuşuzdur” demesini söyledi. Müşrikler, kendilerinin Hz. İbrâhim’in yolundan gittiklerini, kendi bâtıl itikadlarının da İbrâhim’in dininin bir devamı olduğunu ileri sürdükleri için âyetin bu kısmını istismar ederek, “Muhammed İbrâhim’in dinine uyduklarını söylüyor, biz de onun yolundan gittiğimize göre aramızda fark kalmadı” şeklinde düşünebilirlerdi. İşte âyette yukarıdaki ifadenin hemen ardından, “O müşriklerden değildi” buyurularak zımnen “Ama sizler müşriksiniz” iması yaparak özellikle müşriklerın ileri süreceği böyle bir iddianın önünü kesmiş oluyordu. "İbrâhim ne yahudi ne hıristiyan idi; bilâkis o, tek Allah’a inanıp boyun eğmiş birisiydi, müşriklerden de değildi." (Al-i İmrân 3/67). Hz. İbrâhim’in Yahudilik veya Hıristiyanlığa nisbet edilerek tartışmanın içine çekilmesi tarihî gerçeklerle bağdaşmaz; çünkü Tevrat’ın da İncil’in de ondan sonra indirildiği bilinen bir gerçektir. Ayrıca insanın sahip olduğu bilgiler etrafında tartışmaya girmesi kabul edilebilir; fakat hakkında bilgisi olmadığı konularda iddia ortaya atması ve tartışması kâbul edilemez. O halde vahyin sağladığı bilgiye kulak verilmelidir. Hz. İbrâhim ne yahudi ne hıristiyan ne de müşrik idi; o tevhid inancına yürekten bağlı biriydi, samimi (hanîf) bir müslümandı.

Kur’ân-ı Kerîm’de şirk kavramı aynı kökten türeyen isim ve fiillerle birçok âyette geçmektedir. “Cenâb-ı Hakk’ın ulûhiyyetine ortak tanıma” anlamındaki şirkin muhtevası Kur’an’da “küf’/küfüv” (denk, benzer), “misl” (eş, benzer), “velî/vâlî” (dost, efendi), “nid” (özünde benzeri), “şefî‘” (şefaatçi) ve “şehîd” (yardımcı, lehte şahitlik yapan) kelimeleriyle ifade edilmiştir. ( DİA). Sirk ve müşrik kavramı Kur’ân’da çok fazla geçmekte ve bu konu bütün yönleriyle açıklanmaktadır. Şirk ve müşrik kavramı ve türevleri yüz altmış yedi âyette geçmektedir. Bütün bunlar konunun ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Şirk iman edenleri ilgilendiren bir konudur. Kâfir açıkça inkâr etmekte, münafık ise inkârını, küfrünü gizlemektedir. Dolayısıyla inanç sahibi her fert, neyin iman konusuna dahil olduğunu, neyin imana, inanca aykırı olduğunu, onu yok edip giderdiğini bilmesi şarttır. İman, bilinçli olmak zorundadır. Bilinçsiz bir inanç iman olamaz. "Kendilerine kitap verdiğimiz bazı kimseler sana indirilen vahiyden memnun olurlar. Fakat inanç gruplarından onun bir kısmını inkâr eden de vardır. De ki: “Bana, sadece Allah’a kulluk etmem ve O’na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O’nadır." (Ra'd 13/36). "De ki: “Ben, yalnızca sizin gibi bir insanım. Şu var ki bana, ilâhınızın, sadece bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim rabbine kavuşmayı bekliyorsa dünya ve âhirete yararlı iş yapsın ve rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.” (Kehf 18/110). Kur’ân da, Allah’ın ulûhiyyetine ortak koşulmaması, sadece O’na kulluk edilmesi, ancak O’ndan yardım istenmesi ve O’na sığınılması, yine şefaatin yalnızca Allah'tan beklenmesi ve O’nun izniyle gerçekleşeceğine inanılması emredilmektedir. (Bakara 2/255, Zümer 39/44).

Müşrikler ay, güneş ve yıldızlar gibi gök cisimlerine ilahlık yakıştırmışlardır. Bu varlıklar Allah’ın varlığının ve birliğinin kanıtlarıdır. "Gece ve gündüz, güneş ve ay O’nun işaretlerindendir. Eğer gerçekten Allah’a tapıyorsanız güneşe de aya da secde etmeyin, onları yaratan Allah’a secde edin." (Fussılet 41/37). Müşrikler cin, melek gibi varlıklara da ulûhiyyet isnad etmişlerdir, bunları Allah’a ortak kılmışlardır. "Cinleri Allah’a ortak koştular. Oysa onları da Allah yaratmıştır. Bilgisizce O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Allah, onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir. O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Eşi olmadığı halde nasıl çocuğu olabilir? Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilen O’dur." (En‘âm 6/100-101). Müşriklerin durumunun anlatıldığı âyetlerde şirkin küfür olduğu belirtilmektedir. "Ehl-i kitap’tan ve müşriklerden hakkı inkâr edenler, kendilerine açık kanıt ve Allah tarafından gönderilen, tertemiz sayfaları okuyan bir elçi gelinceye kadar (hakkı inkârcılıktan) ayrılacak değillerdir." (Beyyine 98/1-2). Ehl-i kitabın hakkı inkâr ettiği, küfre girdiği belirtilmektedir. Yahudilerin Üzeyr’i, hıristiyanların Mesîh’i Allah’ın oğlu saymaları (Tevbe 9/30) onların şirke girdiğinin en açık delilidir.

 Allah’ın birliğine (tevhid) aykırı olarak, O’na ortaklar nispet eden, ibadet ve itaatte başkalarını Allah’a denk gören kişiye müşrik denir. Müşriklerin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: Allah’a ortak koşarlar. Allah’ın yanında putlara, yıldızlara, meleklere, insanlara veya başka varlıklara ilâhlık sıfatlarını verirler. (Nahl 16/36, Lokman 31/13). Allah’ı kabul etseler de eksik bir inanç taşırlar. Birçok müşrik Allah’ın varlığını inkâr etmez, fakat O’nun kudretine başka varlıkları ortak sayar. (Ankebut 29/61, Yunus 10/31). İbadet ve duasını Allah’tan başkasına yöneltirler. Putlardan, evliya dedikleri kişilerden, ruhlardan medet umarlar. (Bkz. Zümer 39/3). Dinlerini parça parça ederler. Hak dini bozup, kendi heva ve heveslerine göre inanç sistemi oluştururlar. (Rum 30/31-32). Dünya hayatını ahirete tercih ederler. Çoğu müşrik dünyevî çıkarlarını ilâhlaştırır, hırs ve tutkularına uyar. (İbrahim 14/3). Atalarını körü körüne, bilgisizce taklit ederler. Delil ve hakikati reddedip, atalarının yolunu savunurlar. (Lokman 31/21). Allah’a samimiyetle yönelmezler. Sadece zor anlarda Allah’a yalvarır, sıkıntı geçince yeniden ortak koşarlar. (Ankebut 29/65). Müşrik, tevhid inancına zıt bir kimsedir. Allah’ın affetmeyeceğini bildirdiği tek günah şirk koşmaktır. (Nisa 4/48,116). İslâm’a göre en büyük tehlike şirktir; çünkü insanın hem kalbini hem amellerini bozar. Kur’an müşrikleri zulüm işleyen, hakikatten yüz çeviren, kendi hevâsına uyan kimseler olarak tanımlıyor. En önemli nokta da, şirkin affedilmemesi ve insanı hem dünyada hem ahirette hüsrana sürüklemesidir.

Şirk, Allah’a ait olan ilâhlık, rubûbiyet ve ibadete dair özellikleri başkasına vermektir.  Şirk genel olarak iki kategoride incelenmiştir. Açık (Celi) Şirk. Allah’tan başka varlıklara ilâhlık veya ibadet yakıştırmaktır. Putlara tapmak, onlara kurban kesmek. Allah’tan başkasına dua edip yardım dilemek. Peygamberi veya herhangi bir insanı Allah gibi görüp ondan yardım beklemek. Güneşe, aya, yıldızlara, ateşe veya başka bir varlığa kulluk etmek, ondan yardım beklemek. Açık şirk, doğrudan Allah’tan başkasına ibadet etmek ve ona ilâhî özellik vermektir. Gizli (Hafi) Şirk ise; insanın Allah’tan başkasına gönül bağlaması, niyetini Allah rızası yerine başka şeylere yöneltmesidir. Gösteriş için ibadet etmek riyadir. İnsanların beğenisi için iyilik yapmaktır. Kalpte Allah’tan başkasına aşırı güvenmek, ondan medet ummaktır. Dünya sevgisini Allah sevgisinin önüne geçirmektir. Bir hadiste, “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey küçük şirktir” (İbn-i Mâce, Zühd, 21) buyrulmuş, bu da riya olarak açıklanmıştır. Gösteriş, riyakârlık insanı zamanla şirke götürebilir.

Şirkten korunmak için; Tevhid inancını öğrenmek ve yaşamak, Allah’ın tek olduğunu, ortağı olmadığını bilmek, Kur’an ve sünneti rehber edinmek, Onu okuyup anlamak ve yaşamak, ibadetleri sadece Allah için yapmak, gösterişten sakınmak, niyeti sürekli kontrol etmek ve sürekli dua ve istiğfar etmek gerekir. “Allah’ım, bilerek şirk koşmaktan Sana sığınırım. Bilmeden yaptığım şirkten dolayı da Senden mağfiret dilerim.” (Ahmed, Müsned (4/403),Elbani Sahihu’l-Cami 3625). Allah’a güvenmek ve tevekkül etmek, sebeplere sarılmak ama sonucu yalnız Allah’tan beklemek. Dünya sevgisini kalbe hâkim kılmamaktır. Asıl sevgiyi, bağlanışı ve ibadeti sadece Allah’a yapmaktır. Samimi ve içten olmak, yaptığı iyilikleri Allah için yapmak, karşılık beklememektir.

Yorum Ekle

İlk Yorumlayan Siz Olun!

YAZARIN SON 5 YAZISI

Tüm Yazıları
Boğaziçi Eğitim Derneği

Boğaziği Eğitim Derneği Kurumsal Web sitesi.

Boğaziçi Eğitim Derneği

İstiklal Mah. Hamikoğlu Sok. No:16
44320 Battalgazi / Malatya

Dernek Yazılımı: Medya İnternet™ - Dernek Sitesi Kulga © Tüm Hakları Saklıdır.