Klasik Tefsir Geleneği ve Metodolojisi Düşünce Akademisi’nde Ele Alındı

28 Şubat 2026 14:31 Boğaziçi Eğitim Derneği 27

28 Şubat 2026 tarihinde derneğimizin Düşünce Akademisi programında, Doç. Dr. Ahmet Karadağ hocamızı misafir ettik.

Bu haftaki dersimizin başlığı “Klasik Tefsir Örnekleri” idi. Program boyunca tefsir ilminin doğuşu, gelişimi ve temel metodolojisi tarihsel bir bütünlük içinde ele alındı.

Hocamız, klasik tefsirin başlangıç noktasının bizzat Hz. Peygamber olduğunu vurgulayarak konuşmasına başladı. Tefsirin temeli iki ana kavram çerçevesinde açıklandı: tebliğ ve tebyin. Tebliğ, Allah’ın vahyettiğini eksiksiz biçimde insanlara ulaştırma görevini ifade ederken; tebyin ise gerekli görülen yerlerde vahyin açıklanması ve anlaşılır kılınması anlamına gelmektedir. Bu çerçevede Hz. Peygamber’in tefsir metodunun, Kur’an’ın kapalı (mücmel) ayetlerini açıklamak, bazı ayetlerde geçen genel ifadeleri sınırlandırmak ve zahiren çelişir gibi görünen hususları izah ederek anlam bütünlüğünü sağlamak üzerine kurulu olduğu ifade edildi.

Programda klasik âlimlerin bu konudaki değerlendirmelerine de değinildi. İmam Gazâlî, Hz. Peygamber’in Kur’an’ın sınırlı bir kısmını doğrudan tefsir ettiğini belirtirken; İbn Teymiyye ise Resûlullah’ın Kur’an’ın tamamını tefsir ettiğini savunmuştur. Bu yaklaşım farklılığı, tefsir ilminin mahiyeti ve kapsamı üzerine yapılan usûl tartışmalarının erken dönemden itibaren var olduğunu göstermektedir.

Sahabe dönemine gelindiğinde ise, tefsirin Hz. Peygamber’in metodunu takip ederek geliştiği ifade edildi. Sahabiler; Arap diline hâkimiyetleri, örf ve adetleri iyi bilmeleri ve vahyin iniş ortamına doğrudan şahit olmaları sebebiyle ayetleri anlama konusunda güçlü bir konuma sahipti. Bununla birlikte sahabiler arasında zeka seviyesi, dil bilgisi ve kültürel birikime göre yorum farklılıkları ortaya çıkabilmiştir. Bu dönemde tefsir daha çok sözlü olarak aktarılmış; yazılı bir tedvin faaliyeti henüz sistematik bir hal almamıştır. Ayrıca sahabe dönemindeki tefsir ihtilaflarının, sonraki dönemlere kıyasla oldukça sınırlı olduğu vurgulandı. Özellikle içtihada kapalı konularda sahabenin görüşüne tabi olmanın zorunluluğu üzerinde duruldu.

Tefsir tarihindeki ekoller bağlamında Mekke, Medine ve Kûfe merkezli üç ana yaklaşım ele alındı. Mekke ve Medine ekollerinde rivayet ağırlıklı bir tefsir anlayışı öne çıkarken; Kûfe ekolünde içtihat ve dirayet yönteminin daha belirgin olduğu ifade edildi. Bu farklılık, İslam ilim geleneğinin coğrafi ve kültürel zeminle birlikte nasıl şekillendiğini göstermesi bakımından dikkat çekici bulundu.

Programda ayrıca “İsrâiliyat” meselesine de temas edildi. İsrâiliyat, çoğunluğu Tevrat ve benzeri kaynaklardan gelen ve tefsir literatürüne sonradan dahil edilen yabancı rivayetler olarak tanımlandı. Bu tür bilgilerin tefsir ilmi açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerinde durularak, sahih rivayet ile dış kaynaklı anlatıların ayrımının önemine dikkat çekildi.

Son olarak tedvin dönemine değinildi. Tedvin dönemi, tefsir rivayetlerinin yazılı kaynaklara geçirilerek sistematik hale getirildiği süreci ifade etmektedir. Bu dönemde tefsir çalışmaları hem rivayet (nakle dayalı) hem de dirayet (aklî ve içtihadî değerlendirme) ekseninde gelişmiş; böylece klasik tefsir literatürünün temel çerçevesi oluşmuştur.

Düşünce Akademisi’nde gerçekleştirilen bu haftaki program, tefsir ilminin tarihsel seyrini ve metodolojik temellerini kavramak açısından katılımcılar için ufuk açıcı bir çerçeve sundu. Klasik tefsir mirasının, yalnızca geçmişe ait bir ilmi birikim değil; bugün Kur’an’ı anlama çabamızda da yol gösterici bir kaynak olduğu vurgulanarak program nihayete erdi.

Yorum Ekle

İlk Yorumlayan Siz Olun!
  • Etiketler
Boğaziçi Eğitim Derneği

Boğaziği Eğitim Derneği Kurumsal Web sitesi.

Boğaziçi Eğitim Derneği

İstiklal Mah. Hamikoğlu Sok. No:16
44320 Battalgazi / Malatya

Dernek Yazılımı: Medya İnternet™ - Dernek Sitesi Kulga © Tüm Hakları Saklıdır.