Düşünce Akademisi’nde “Peygamberlerin Örnekliği” Konuşuldu
Derneğimizin düzenlediği Düşünce Akademisi programı kapsamında bu hafta Abdurrahman Ateş hocamız konuk edildi. “Peygamberin Örnekliği: Kıssalar ve Peygamberler” başlığıyla gerçekleştirilen programda, Kur’an-ı Kerim’de peygamber kıssalarının yeri, amacı ve günümüze bakan yönleri ele alındı.
Düşünce Akademisi’nde “Peygamberlerin Örnekliği” Konuşuldu
Programda yapılan sunumda, Kur’an-ı Kerim’in yaklaşık üçte birinin elçilerin yöntem ve metotlarından bahsettiğine dikkat çekildi. Peygamberlerin Kur’an’da anlatılma nedeninin, tevhid mücadelesinin nasıl gerçekleştiğini ve nasıl olması gerektiğini öğretmek olduğu vurgulandı. Kıssaların kronolojik bir tarih anlatımı değil, doğrudan mesaj taşıyan ilahi rehberlik örnekleri olduğu ifade edildi.
Abdurrahman Ateş hoca, 20. yüzyıla kadar peygamber kıssalarının “efsane” veya “mitoloji” olarak nitelendirilmediğini, ancak 1947 yılında Mısır’da Muhammed Ahmed Halefullah tarafından ortaya atılan ve danışmanlığını Emin el-Hûlî’nin yaptığı tezle birlikte, Kur’an kıssalarının “masal” olarak değerlendirilebileceği yönünde bir yaklaşımın gündeme geldiğini belirtti. Bu görüşün İslam dünyasında ciddi tepkilerle karşılandığı hatırlatıldı.
Sunumda, Kur’an’daki kıssaların gayb âlemine dair haberler olduğu, çocuklara yönelik basit anlatılar değil, bilakis yetişkinlere derin mesajlar sunan ilahi hitaplar olduğu ifade edildi. Kıssaların, Hz. Peygamber’e ve müminlere teselli verdiği; karşılaşılan zorlukların ilk olmadığını hatırlatarak, tevhid–şirk mücadelesinde geçmişten ibret alınmasını amaçladığı vurgulandı. Ayrıca sünnetullahın dün olduğu gibi bugün ve yarın da devam ettiğine dikkat çekildi.
Programda, her insanın hayatının bir döneminin, geçmişte mücadele eden peygamberlerin kıssalarından biriyle örtüştüğü ifade edilirken; dirençli ve dinamik Medine toplumunun zihinsel temellerinin Mekke döneminde, kıssalar aracılığıyla inşa edildiği belirtildi.
Kur’an’da aynı özelliklere sahip iki kavim ya da peygamberin bulunmadığına değinilen konuşmada, zikredilmeyen peygamber ve kavimlerin de zikredilenlerden mahiyet olarak farklı olmadığı, ancak her kavmin helakinin kendine özgü ve beklenmedik şekillerde gerçekleştiği ifade edildi. Aynı peygamber veya kavmin farklı surelerde anlatılmasının tekrar olmadığı; her defasında farklı yönlerin, tavırların, zorlukların, kavimlerin tepkilerinin veya helak şekillerinin ön plana çıkarıldığı vurgulandı.
Program, bütün peygamberlerin ortak özelliklerine dikkat çekilerek sona erdi. Buna göre peygamberlerin tamamı emin ve güvenilir şahsiyetlerdir; davet ve tebliğlerini herhangi bir karşılık beklemeden, ücretsiz ve samimi bir şekilde gerçekleştirmişlerdir.






