Düşünce Akademisi’nde “Kur’an’da Toplumsal Değerler ve Adalet” Sunumu
Derneğimiz bünyesinde her hafta gerçekleşen Düşünce Akademisi’nin bu haftaki programında Doç. Dr. Tahsin Kazan, “Kur’an’da Toplumsal Değerler ve Adalet” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Programda İslam düşüncesinde adalet, toplumsal sorumluluk ve din–hayat ilişkisi ele alındı.
Kazan, sunumunda İslam’da din adamı sınıfı bulunmadığını vurgulayarak, bunun yerine din aydınları anlayışının esas olduğunu ifade etti. Günümüzde bir kesimin din adamı modeli oluşturmaya çalıştığını, diğer bir kesimin ise dogmatik savunuculukla yetindiğini belirten Kazan, İslam’ın yalnızca maneviyata veya ruh dünyasına indirgenemeyeceğini söyledi. İslam’ın hayatı parçalayan değil, hayatın tamamını Allah’a tahsis eden bütüncül bir anlayış sunduğunu dile getirdi.
Adalet kavramını hem klasik felsefe hem de İslam düşüncesi üzerinden değerlendiren Kazan, Eflatun’un adaleti “liyakat esasına göre herkese hak ettiğini vermek” şeklinde tanımladığını hatırlattı ve her eşitliğin adalet anlamına gelmediğini vurguladı. İbn Sînâ’nın adaleti, nefsin istekleri arasında denge kurmak olarak ele aldığını; Cürcânî’nin ise adaleti ifrat ve tefrit arasında mutedil bir yaklaşım olarak tanımladığını aktardı.
Sunumda toplumsal boyuta da dikkat çeken Kazan, bir ülkede ya da yaşanılan çevrede adalet yoksa, bir Müslümanın bundan kaygı duyması gerektiğini ifade etti. Adaletin yalnızca yargı alanında aranamayacağını belirten Kazan, adalet ile emanet arasında kopmaz bir bağ bulunduğunu söyledi. Emanetin zamanında ve hakkıyla yerine getirilmemesinin adaleti zedeleyeceğini vurguladı.
Adaletin “amasız, fakatsız, kayıtsız ve şartsız” olması gerektiğini dile getiren Kazan, Allah’ın hükümlerinde ifrat ve tefritin söz konusu olmadığını belirtti. Bu nedenle adaletin Allah için değil, adaleti gerçekleştirmekle yükümlü olan insanlar için geçerli bir sorumluluk olduğunu vurguladıktan sonra sunum, Kur’an-ı Kerim’de adaletin üstünlük ölçüsü olarak kabul edildiğinin vurgulanmasıyla sona erdi.






