Boğaziçi Düşünce Akademisi’nde “Takva, Tefekkür ve Sabır” Konuşuldu
Boğaziçi Düşünce Akademisi’nin bu haftaki konuğu Abdulcelil Bilgin Hoca oldu. “Takva, Tefekkür ve Sabır” başlıklı sunumunda Bilgin, Kur’an-ı Kerim’de anlatılan her olayın özünde tevhidi anlattığını ve bu üç kavramın da tevhidi yansıttığını ifade etti.
Boğaziçi Düşünce Akademisi’nde “Takva, Tefekkür ve Sabır” Konuşuldu
Sunumunda takvayı, “kişinin kendisini koruması, Allah’ın istemediği şeylerden sakınması anlamında bir kalkan” olarak tanımlayan Bilgin, “Allah’ın bizden istediği, korku değil, haramlardan bilinçli bir şekilde korunmaktır. Dindarlık somut gerçeklikler üzerine hayat bulmalıdır. Takva, kişiyi kötü sonuçlara götüren işlerden uzak duran bilinçli bir tavırdır” dedi.
“Takva Bir Ahiret Azığıdır”
Muttaki olmanın birinci vasfının ibadetler olduğunu vurgulayan Bilgin, “Sizin en değerli ve üstün olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Takva bir ahiret azığıdır. İyilik ve takvada yardımlaşın, düşmanlık ve kötülükte yardımlaşmayın” ayetini hatırlatarak, “Rabbimiz, takvası iyi olan her şeyi desteklemektedir. Kim günahlardan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir. Allah kendisinden en çok sakınanlarla beraberdir” şeklinde konuştu.
Takvanın şüpheli şeylerden de uzak durmak anlamına geldiğine dikkat çeken Bilgin, “Allah Resulü (s.a.v.) elini kalbinin üzerine koyarak ‘Takva buradadır’ demiş ve ‘Her nerede olursan ol, takva sahibi ol’ buyurmuştur. Takva sahibi olmayı zulümden uzak olmakla ilişkilendirmiş, ‘Yarım hurma ile bile olsa, kendini ateşten koru’ diyerek takvanın hayatın her alanında olması gerektiğini ifade etmiştir” dedi.
Tefekkür: Zihni Bilinçli Yoğunlaştırma
Bilgin, tefekkürü “herhangi bir mesele hakkında zihni yorma, derin düşünme ve ilmin şuuruna varma” olarak tanımladı. “Tefekkür, ölçülü, bilinçli ve yönlendirilmiş zihinsel bir faaliyettir. Sadece düşünüp geçmek değil, zihni bilinçli bir şekilde yoğunlaştırmaktır. Kötü bir şey tefekkür edilemez; tefekkür, bilgiyi hikmete dönüştüren bir köprüdür” diye konuştu.
Tefekkürün, dış dünya üzerinde düşünerek iç dünyaya ve insana yönelmeyi gerektirdiğini belirten Bilgin, Kur’an’da bu konuda birçok ayet ve delil bulunduğunu kaydetti.
Sabır: Pratik ve Disiplinli Bir Eylem
Sabır kavramını ise “kişinin kendisini tutması, frenlemesi” olarak açıklayan Bilgin, sabrın pasif bir edilgenlik değil, aktif bir irade eylemi olduğunu vurguladı: “Sabır, dış etkiye karşı değil, nefsin dağılması ve taşkınlık etmesine karşı bilinçli bir eylemdir. Nefsi disipline etmektir. Durmak değil, pratik bir eylemde ve Allah’a itaatte devamlılıktır. ‘Allah’tan sabır ve namazla yardım isteyin’ ayeti bize yol gösterir.”
Üç Kavramın Birbirini Tamamlayan İlişkisi
Bilgin konuşmasını, takva, tefekkür ve sabır arasındaki güçlü ilişkiyi açıklayarak tamamladı: “Takva, hayatın sınırlarını belirler. Takva olmadan sabır ve tefekkür nötr hale gelir. Takva, sabır ve tefekkürü disipline eder. Takva ile yönü belirlenen tefekkür, varlık ve hayat üzerinde derinleşmeyi sağlar. Takva olmayınca tefekkür insanı kibre götürebilir. Sabır ise eylemde sürekliliktir, sebat ve bedel ödeme çabasıdır, zor olanı sürdürme iradesidir. Takva, düşünmenin ve sabrın nedenini belirlemede ölçüdür.”
Sunum, katılımcıların soru ve katkılarıyla sona erdi.







